Christmas ruhu bir kere insanın içine girmeye görsün... (yılbaşına karşı olanlara inat christmas :) )
Dün tüm günümü nerdeyse istediğim gibi bir tema arayarak geçirdim, istediğimi bulamasam da en yakınına sahibim artık :)
Bayılıyorum yeni yılın yaklaşmasına, o yaklaşırken pıtır pıtır etrafımda başlayan hazırlıkları seyretmeye. Alışveriş merkezlerinde ki o kocaman süslenen ağaçlar, tavanlardan sarkan birbirinden göz alıcı süsler, ağaçlarda ki, sokaklarda ki ışıl ışıl yanıp sönen ışıklar beni oldukça baştan çıkartıyor. Şimdi kendimi zor tutuyorum evde süsleme hazırlıklarına başlama konusunda. Ama kasım ayı bitsin mümkün mü artık birinin beni tutabilmesi. Planlar şimdiden başladı kafada zaten, şu boy ağaç alırız, bu renk ışıklar alırız, üstünde minik büyük bir sürü süs, merdiven böyle süslenirse harika olur ve daha bir sürü plan :) Zara home’da çok tatlı yılbaşı ışıkları gördüm bile minik kar kristalleri şeklinde.
Bu yıl kendi evimi süsleyeceğim inşallah, geçen sene Gülcan
ŞU yazısında bahsetmişti Egoş’la ağaç süslemiştik. Bu sene artık ben evde süsleyeceğim o bana gelecek ağacı görmeye bu gidişle :)
Eskiden yılbaşı, süslemeler hazırlıklar dışında nasıl da başka, nasıl da güzel geçerdi. Her yıl şeker anneannem kestaneli tavuklu yılbaşı pilavını yapardı. (halen yapar o kısmı aynı :) ) Anneannemde hepimiz toplanırdık, o zamanlar soba vardı. Çıtır çıtır yanan sobanın üzerine yenilen meyvelerin kabuklarını koyar evi mis gibi kokuturduk. İlerleyen saatlerde bir yandan televizyon izlenip şarkılar söylenirken bir yandan da tombala hazırlıkları başlardı. Maaile bozukluklarını hazırlar katılırdı oyuna, oyun sırasında çekilen numaraları yediğimiz mandalina ve fıstık kabuklarıyla kapatırdık. :) Gece en çok parayı toplayan için bütün yılının şanslı geçeceğini düşünürdük. Aaaaaa unutmadan saat 00:00’da hemen kırmızı donları giyer, bütün yıl donanmayı diler, herkesle öpüşür ve kendimizi sokağa atardık, yine bütün yıl gezelim diye herhalde bu da :)
Ve yine eskiden her yılbaşında kar yağardı, oturup camın önüne hayran hayran izlerdik o minik beyazları. Kafamızda kartondan kendimizin yaptığı huni şapkalar, elimizde örgü şişlerinin ucuna yapıştırılmış kartondan yıldızlı değneğimizle daha çok yağsın tılsımları yapardık :) Eeee yağardı da, tutardı biz miniklerin dileği demek ki. Şimdi minik değilim ama daha şimdiden başlıyorum “LÜTFEEEEEN BU YILBAŞINDA LAPA LAPA KAR YAĞSIN, LÜTFEEEEEEENNNN”…
Bu kediciği görünce annemin kedilerinden Topi geldi aklıma nedense :P Koymadan edemedim...