Oradan Buradan Benden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oradan Buradan Benden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2012 Perşembe

1...2...3... ve Yeniden Başlasın....

Nasıl ve nereden başlayacağımı bilemez haldeyim. Giriş cümlesini kaç kere yazdım, kaç kere sildim onu da bilmiyorum...

En son posta bakıyorum da biraz daha beklesem 1 yıl olacakmış :o/

Kısa kısa özet geçeyim tarihe not olsun, sonrada düzenli yazmaya başlayayım inşallah. (bu da kendime not olsun!)

06 Ekim'de aldım Kuzey kuzumu kucağıma, çektim o nefis kokuyu 2.kez içime. 2.kez taçlandım, 2.kez insan oldum, 2.kez içimde ki o boşluğu doldurdum.
Oğlana dair notlarımı ayrı postta yazayım kızmasın elma çekirdeğim, -ne o beni arada geçiştirdin mi diye :)
Hastaneden 2 Kare <3 2 Aşk

Doğum sonrası eve döndük ve anladık ki daha 1,5 sene geçmiş olmasına rağmen ilk acemilik geri gelmiş, Mai'de neler yaptığımızı, nasıl yaptığımızı unutmuşuz :) Ve anladık ki anneannelerin&babaannelerin 30 yıl önce bizlere; siz bebekken öyle yapardık, böyle yapardık o, bu vs vs vs söylemlerinin gerçekliği boş :) Yahu ben bu halimle 1,5 sene önceyi unutmuşum siz nasıl bu kadar net hatırlıyorsunuz en az 30 sene öncesini :)

Bu kez doğum sonrası süt izmini parça parça değilde toplu olarak kullandım. Malum ofiste 2.hamileliğim pek şenlikli karşılanmamıştı sanki 1,5 sene arayla çocuk yapılamaz özel koşulu varmış gibi. Özel sektörün fenalıkları olsa gerek!
Tüm izinlerimi birleştirdim ve Nisan'a kadar evde büyük boy ve küçük boy elma çekirdeklerimle mutlu, sağlıklı, bol eğlenceli, zaman zaman zor, delirmekten bir tık önce duran, yorgun, uykusuz, bakımsız, kocaya bolca saldırmalı ama en çok ta huzurlu, keyifli, mis gibi günler geçirdim. Bu süre içerisinde tam zamanlı ev hamını olmaya karar vermiştim ki biraz daha zaman var, şimdi değil diyerek koca beni işe postaladı :)

2.doğumumda 1.nin sezeryan olmasından mütevellit mecburi sezeryan oldu. Doktorum diğer tüm doktorlar gibi planlıl sezeryan olacağı için 38.hafta için tarih verdi ama ben onu, bunu, şunu bahane ederek süreyi 40 haftaya tamamladım. Kız 40.haftada doğdu, oğlan neden az dursun, hem doktor ilk hamileliğimde bebek ne kadar fazla karnında durursa o kadar iyi diyordu diyerek süreyi tamamladım.

Ancak 2.doğumun bu kadar yakın olması nedeniyle mi? Yoksa tüm süreci zaten biliyor olmak nedeniyle mi bilemediğim bir şekilde çok zordu doğum ve sonrası!
Epiduralde bile canım yandı ki ilkinde hiç birşey hissetmemiştim. Ama bunu olacakları bildiğim için acıyı hissediyorum diye düşünüyorum. Boşuna demiyorlar, insan bilmediğinden korkmaz diye.

Doğum sonrası odaya çıktığımda ağrılarım çoktan başlamıştı bile, ayaklarım hala hissiz ama ağrım kendini gayet hissettiriciydi. Doktorum aynı yerden kısa sürede ikinci kez kesim yapıldığı için bunun normal olduğunu söyledi.

Doğum sırasında doktora haızr açmışken varken yağları da alıver bu karnım hala inmedi eski haline diye sızlanıyordum ki doktor alacak yağ olmadığını söyledi! Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim ki! Nasıl gidecek bu lanet olasıca göbek&karın bla bla bla?

Kısa geçmeye çalışıyorum :P İlk doğum sonrası yaptığım aptallığı yapmayarak eve döndüğüm gün korse kullanmaya başladım.
Korse hem ağrımı azalttı hemde hareket rahatlığı sağladı. Ameliyatlı olmama rağmen kimsenin desteği olmadan yatıp, kalktım, oğlanı yatağından alabildim, geri koyabildim.
Tabii en onemlisi korse sayesinde karnım çok daha çabuk indi.
Ama şimdi o kalan göbek nasıl gidecek bilmiyorum, araştırmaya başladım galiba karın kaslarını sıkılaştırmak için endoskopik karın ameliyatı olacağım, çok sıktı bu durum beni, yetti gari aaaaa!

2 çocuklu yaşamda olanları, tecrübe ettiklerimi, başıma gelenleri, yaşadıklarımı yazacağım daha çok post var gibi görünüyor.
Ailenin 4'te 3'ü :)
Kızın 2.yaş günü, 2 çocukla çekirdek aile ilk tatil,kız kardeş kınası, düğünü, kuduruk oğlan çocuğu, daha uzun süt macerası, kızın oğlanı kabullenişi ve ve ve ve daha bir sürü şey....

şimdi kocaman öpüp yemeğe kaçıyorum. Evet oruç tutmuyorum, süt veriyorum.
geri döneceğim.... ;)

1...2...3... ve Yeniden Başlasın....

Nasıl ve nereden başlayacağımı bilemez haldeyim. Giriş cümlesini kaç kere yazdım, kaç kere sildim onu da bilmiyorum...

En son posta bakıyorum da biraz daha beklesem 1 yıl olacakmış :o/

Kısa kısa özet geçeyim tarihe not olsun, sonrada düzenli yazmaya başlayayım inşallah. (bu da kendime not olsun!)

06 Ekim'de aldım Kuzey kuzumu kucağıma, çektim o nefis kokuyu 2.kez içime. 2.kez taçlandım, 2.kez insan oldum, 2.kez içimde ki o boşluğu doldurdum.
Oğlana dair notlarımı ayrı postta yazayım kızmasın elma çekirdeğim, -ne o beni arada geçiştirdin mi diye :)
Hastaneden 2 Kare <3 2 Aşk

Doğum sonrası eve döndük ve anladık ki daha 1,5 sene geçmiş olmasına rağmen ilk acemilik geri gelmiş, Mai'de neler yaptığımızı, nasıl yaptığımızı unutmuşuz :) Ve anladık ki anneannelerin&babaannelerin 30 yıl önce bizlere; siz bebekken öyle yapardık, böyle yapardık o, bu vs vs vs söylemlerinin gerçekliği boş :) Yahu ben bu halimle 1,5 sene önceyi unutmuşum siz nasıl bu kadar net hatırlıyorsunuz en az 30 sene öncesini :)

Bu kez doğum sonrası süt izmini parça parça değilde toplu olarak kullandım. Malum ofiste 2.hamileliğim pek şenlikli karşılanmamıştı sanki 1,5 sene arayla çocuk yapılamaz özel koşulu varmış gibi. Özel sektörün fenalıkları olsa gerek!
Tüm izinlerimi birleştirdim ve Nisan'a kadar evde büyük boy ve küçük boy elma çekirdeklerimle mutlu, sağlıklı, bol eğlenceli, zaman zaman zor, delirmekten bir tık önce duran, yorgun, uykusuz, bakımsız, kocaya bolca saldırmalı ama en çok ta huzurlu, keyifli, mis gibi günler geçirdim. Bu süre içerisinde tam zamanlı ev hamını olmaya karar vermiştim ki biraz daha zaman var, şimdi değil diyerek koca beni işe postaladı :)

2.doğumumda 1.nin sezeryan olmasından mütevellit mecburi sezeryan oldu. Doktorum diğer tüm doktorlar gibi planlıl sezeryan olacağı için 38.hafta için tarih verdi ama ben onu, bunu, şunu bahane ederek süreyi 40 haftaya tamamladım. Kız 40.haftada doğdu, oğlan neden az dursun, hem doktor ilk hamileliğimde bebek ne kadar fazla karnında durursa o kadar iyi diyordu diyerek süreyi tamamladım.

Ancak 2.doğumun bu kadar yakın olması nedeniyle mi? Yoksa tüm süreci zaten biliyor olmak nedeniyle mi bilemediğim bir şekilde çok zordu doğum ve sonrası!
Epiduralde bile canım yandı ki ilkinde hiç birşey hissetmemiştim. Ama bunu olacakları bildiğim için acıyı hissediyorum diye düşünüyorum. Boşuna demiyorlar, insan bilmediğinden korkmaz diye.

Doğum sonrası odaya çıktığımda ağrılarım çoktan başlamıştı bile, ayaklarım hala hissiz ama ağrım kendini gayet hissettiriciydi. Doktorum aynı yerden kısa sürede ikinci kez kesim yapıldığı için bunun normal olduğunu söyledi.

Doğum sırasında doktora haızr açmışken varken yağları da alıver bu karnım hala inmedi eski haline diye sızlanıyordum ki doktor alacak yağ olmadığını söyledi! Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim ki! Nasıl gidecek bu lanet olasıca göbek&karın bla bla bla?

Kısa geçmeye çalışıyorum :P İlk doğum sonrası yaptığım aptallığı yapmayarak eve döndüğüm gün korse kullanmaya başladım.
Korse hem ağrımı azalttı hemde hareket rahatlığı sağladı. Ameliyatlı olmama rağmen kimsenin desteği olmadan yatıp, kalktım, oğlanı yatağından alabildim, geri koyabildim.
Tabii en onemlisi korse sayesinde karnım çok daha çabuk indi.
Ama şimdi o kalan göbek nasıl gidecek bilmiyorum, araştırmaya başladım galiba karın kaslarını sıkılaştırmak için endoskopik karın ameliyatı olacağım, çok sıktı bu durum beni, yetti gari aaaaa!

2 çocuklu yaşamda olanları, tecrübe ettiklerimi, başıma gelenleri, yaşadıklarımı yazacağım daha çok post var gibi görünüyor.
Ailenin 4'te 3'ü :)
Kızın 2.yaş günü, 2 çocukla çekirdek aile ilk tatil,kız kardeş kınası, düğünü, kuduruk oğlan çocuğu, daha uzun süt macerası, kızın oğlanı kabullenişi ve ve ve ve daha bir sürü şey....

şimdi kocaman öpüp yemeğe kaçıyorum. Evet oruç tutmuyorum, süt veriyorum.
geri döneceğim.... ;)

5 Ağustos 2011 Cuma

Kavuştum... Uzun Sürdü ama Kavuştum....

Yavruyu alıp koynuma yatasım var
Sabahları evden beraber çıkasım var
Hafta sonu bir yerlere gidip bolca kullanasım var....

vaaaarol sevgili, çok yaşa, bin teşekkür :)))

Kavuştum... Uzun Sürdü ama Kavuştum....

Yavruyu alıp koynuma yatasım var
Sabahları evden beraber çıkasım var
Hafta sonu bir yerlere gidip bolca kullanasım var....

vaaaarol sevgili, çok yaşa, bin teşekkür :)))

28 Mart 2011 Pazartesi

Yeni Heyecanlar

çoook uzun zaman olmuş ben blogta yazmayalı. sık sık geliyorum, okuyorum, geziniyorum ama elim bir türlü yazmaya gitmiyor.
gerçekten twitter geldi mertlik mi bozuldu :)
hoş ben twitterdan önce sapır sapır yazıp döktürmüyordum ya neyse...

en son yazımdan sonra epey şey olmuş. sevgilinin doğum günü kutlanmış bu sefer herşeye herkese inat süpriz doğum gününü yaptım! hahahayt zafer kazanmış kaptan mıyım şimdi :) neyim bilmiyorum ama mutluyum o kesin.

sonra benim doğum günümü kutladık ondan önce canımın içi kardeşimin nişanını yaptık. arkadaşlar ile çoluk çocuk bir araya gelip güzel bir hafta sonunun ardından at binmeye gittik.

benim zayıflama ritüellerim devam ediyor yediğime içtiğime dikkat ettiğim gibi pilatese de devam. bu hafta diyetisyen kontrolünden sonra bakacağız anyaya konyaya.
ahh sevgilinin oldum olası uzun olan saçlarını da kestim bu arada unutmadan bunu da not düşmüş olayım. bu işi ellerimle yapmış olmak benim için oldukça acıydı şaka değil. yaklaşık 10 gün evdeki yabancıya alışmaya çalıştım :) baktım baktım şaşırdım. şimdi ise uzun saçlı halini anımsayamıyorum. ne tuhaf iş...
bende kıskandım oynadım saçlarımla ama ıı-ııh kesmedi beni yeni birşeyler yapmak lazım ama ne onu henüz bulamadım.

bir önceki postta detayı sonraya demişim ama yine arada kaynıyor tam tahıllı un ile yapılan nefis mantı olayı ;)

arada 1 haftalık süreçte kuzumu perişan eden uçuk illeti!!! anasında vardı kızında da var üstelik çekmeye çok erken başladı benim elma şekeri. ağzının kenarında çıkan minicik bir uçuk elini ağzına sokması münasebetiyle parmağına ve oradan da ağzının içine geçti. ağzında ki yaralar yüzünden yemek yiyemez, süt içemez oldu :( sadece su ile beslendik feci günlerdi :( ilk antibiyotiğimizi uçuk illeti yüzünden 10 aylıkken almış olduk. çok şükür hemen toparlanıp eski keyif ve iştahına da kavuştu. elinde ki uçuk yüzüne ve özellikle gözüne bulaşmasın diye çok dikkat etmek gerekiyordu. koca cadı durur mu elbette durmaz, eline eldiven taktırır mı tabii taktırmaz. ne yaptık uzun çoraplarını eline geçirip dirsek, omuz vs.ye kadar çektik. o çıkartmaya uğraştı biz takmaya ve atlattık bitti gitti.

bizim kızla tek sıkıntımız kahvaltılar. yemiyorda yemiyor yumurtayı sevmiyor. kaşık maması yapıyorum ıı-ıhh, tek tek veriyorum ıı-ııh, arada omlet veya yumurtalı patates yapıyorum onu kataküllü ile yiyor ama onda da tam randıman ıı-ııh yok. ne yapacağız kahvaltı öğününe bilmiyorum. varsa tecrübeli annelerin deneyimleri ve önerileri okurum :)

aaaa ne çok ve ne karışık şeyler yazmışım. şimdi bu kadar yeter aaa hem saat de 18:00 olmak üzere, yarın görüşelim sevgiler...

Yeni Heyecanlar

çoook uzun zaman olmuş ben blogta yazmayalı. sık sık geliyorum, okuyorum, geziniyorum ama elim bir türlü yazmaya gitmiyor.
gerçekten twitter geldi mertlik mi bozuldu :)
hoş ben twitterdan önce sapır sapır yazıp döktürmüyordum ya neyse...

en son yazımdan sonra epey şey olmuş. sevgilinin doğum günü kutlanmış bu sefer herşeye herkese inat süpriz doğum gününü yaptım! hahahayt zafer kazanmış kaptan mıyım şimdi :) neyim bilmiyorum ama mutluyum o kesin.

sonra benim doğum günümü kutladık ondan önce canımın içi kardeşimin nişanını yaptık. arkadaşlar ile çoluk çocuk bir araya gelip güzel bir hafta sonunun ardından at binmeye gittik.

benim zayıflama ritüellerim devam ediyor yediğime içtiğime dikkat ettiğim gibi pilatese de devam. bu hafta diyetisyen kontrolünden sonra bakacağız anyaya konyaya.
ahh sevgilinin oldum olası uzun olan saçlarını da kestim bu arada unutmadan bunu da not düşmüş olayım. bu işi ellerimle yapmış olmak benim için oldukça acıydı şaka değil. yaklaşık 10 gün evdeki yabancıya alışmaya çalıştım :) baktım baktım şaşırdım. şimdi ise uzun saçlı halini anımsayamıyorum. ne tuhaf iş...
bende kıskandım oynadım saçlarımla ama ıı-ııh kesmedi beni yeni birşeyler yapmak lazım ama ne onu henüz bulamadım.

bir önceki postta detayı sonraya demişim ama yine arada kaynıyor tam tahıllı un ile yapılan nefis mantı olayı ;)

arada 1 haftalık süreçte kuzumu perişan eden uçuk illeti!!! anasında vardı kızında da var üstelik çekmeye çok erken başladı benim elma şekeri. ağzının kenarında çıkan minicik bir uçuk elini ağzına sokması münasebetiyle parmağına ve oradan da ağzının içine geçti. ağzında ki yaralar yüzünden yemek yiyemez, süt içemez oldu :( sadece su ile beslendik feci günlerdi :( ilk antibiyotiğimizi uçuk illeti yüzünden 10 aylıkken almış olduk. çok şükür hemen toparlanıp eski keyif ve iştahına da kavuştu. elinde ki uçuk yüzüne ve özellikle gözüne bulaşmasın diye çok dikkat etmek gerekiyordu. koca cadı durur mu elbette durmaz, eline eldiven taktırır mı tabii taktırmaz. ne yaptık uzun çoraplarını eline geçirip dirsek, omuz vs.ye kadar çektik. o çıkartmaya uğraştı biz takmaya ve atlattık bitti gitti.

bizim kızla tek sıkıntımız kahvaltılar. yemiyorda yemiyor yumurtayı sevmiyor. kaşık maması yapıyorum ıı-ıhh, tek tek veriyorum ıı-ııh, arada omlet veya yumurtalı patates yapıyorum onu kataküllü ile yiyor ama onda da tam randıman ıı-ııh yok. ne yapacağız kahvaltı öğününe bilmiyorum. varsa tecrübeli annelerin deneyimleri ve önerileri okurum :)

aaaa ne çok ve ne karışık şeyler yazmışım. şimdi bu kadar yeter aaa hem saat de 18:00 olmak üzere, yarın görüşelim sevgiler...

8 Şubat 2011 Salı

Oradan Buradan Bizden...

Haftanın 3 günü çalışıp 2 günü süt iznimi kullanıyorum ve 2 gün de haftasonu eklenince 4 gün tatil yapıyor gibi görünsemde yooook bana bu 4 günde yetmiyor.

Geçtiğimiz hafta baksan hiç birşey yapmadım ama Pazartesi sabahı yataktan kazınarak kalktım :(

Perşembe günü önce hastaneye gittim aylık diyetisyen kontrolü ve ardından doğum sonrası dökülmeye başlayan saçların kontrol altına alınmasına ilişkin uyguladığım tedavilerden birisi olan saç mezoterapisini yaptırmaya. Kafama batan iğne hissiyle birlikte Mai'ş ile koyulduk yola annemlere gittik. Babam ve kardeşte sömestr tatilinde evde keyif tavan yaptı, tüm Mai hepsine enerji verdi :) Nişan hazırlıkları öncesi iyi oldu :)))) Biricik küçük kız kardeş bu ay sonu nişanlanıyor :)))) ayy ayy ne zaman büyüdün sen beeee???

Cuma günü tamam yatıp yuvarlanıp dinleneceğim, aldığım yünler ile örgülerime başlayacağım derken. hoooop arkadaşlardan bir telefon akşam yemeği ve gezmesi için yollardayız. Gitmişken film gecesi yapalım diyoruz, koy bir dvdyi yok sarmadı çıkart öbürünü koy yok sarmadı öbürünü koy derken takılıyoruz birine. Tam film bitti muhabbet derken benim kuzu uyanıyor ve düşüyoruz yollara.

Her gittiği yerde kendi yatağını araması güzel ve iyi bir şey mi değil mi henüz çözemedim :)


Cumartesi günü nihayet 3 yıl sonunda yeniden spora başladım. Ardından uzatılmasını fırsat bilip Body Worlds'e gittik. İlginçti elbette beni etkileyen kısmı tüm gördüklerimin gerçek olduğunu düşünme kısmıydı. Bunun dışında tıp öğrencileri için harika bir sergi diye düşünüyorum boşa değil yani kardeşin bayılması :) Sergiye gidebilmek için 4 saati yolda geçirmiş olmamızın verdiği eziyeti hiç bahsetmeden konuyu kapatıyorum, hele birde yolda dökülen Mai'nin çorbası, kalan çorbanın kuzuya yetmemesi bunun için kıyameti kopartması :) Meyve ile oyalayıp kendimizi eve zor atışımız :)




Evde geçen zamanda da yeni dizi keşfettik onu izliyoruz sevgiliyle The Gates, sevdim seni :) Favorim bay ve bayan Radcliff. Son 1 bölüm kaldı elimizde bitmesin diye izlemeyi erteliyoruz şimdi :)))) Varmı güzel dizi önerileri olan???


Pazar oldu, güzel oldu... Uyandık şarkılar ve oyun çığlıkları eşliğinde, kahvaltımızı yaptık ve ben giyinip düştüm spor yoluna, hoca canıma okudu okudu bittim, hala ağrıyor her yerim ama bu akşamda gidiyorum kuzu kuzu kaçarı yokki!! Sık dişini Müge 2 ay sonra herşey istediğin ve alıştığın eski düzende ve görünümde olacak hihiiihihi :)))

Spordan sonra yine düş yollara git arkadaşlara bebekleri ile oynaş çayları için börekleri ye yorgunluktan perişan ol eve dön, söz verildiği üzere mantı yap sevgiliye (detayı bir sonra ki postta), ertesi güne hazırlan, otur birkaç bölüm dizi izle, olmadı izlerken koltukta uyuya kal, sonra Mai'nin bağırışıyla uyan yedir küçük hanımı ve doğru tumba yatak. Ya bu tatil ne çabuk geçiyor yaaa :((

Ya çok uykum var benim yaaaa çoooookkk.....

Oradan Buradan Bizden...

Haftanın 3 günü çalışıp 2 günü süt iznimi kullanıyorum ve 2 gün de haftasonu eklenince 4 gün tatil yapıyor gibi görünsemde yooook bana bu 4 günde yetmiyor.

Geçtiğimiz hafta baksan hiç birşey yapmadım ama Pazartesi sabahı yataktan kazınarak kalktım :(

Perşembe günü önce hastaneye gittim aylık diyetisyen kontrolü ve ardından doğum sonrası dökülmeye başlayan saçların kontrol altına alınmasına ilişkin uyguladığım tedavilerden birisi olan saç mezoterapisini yaptırmaya. Kafama batan iğne hissiyle birlikte Mai'ş ile koyulduk yola annemlere gittik. Babam ve kardeşte sömestr tatilinde evde keyif tavan yaptı, tüm Mai hepsine enerji verdi :) Nişan hazırlıkları öncesi iyi oldu :)))) Biricik küçük kız kardeş bu ay sonu nişanlanıyor :)))) ayy ayy ne zaman büyüdün sen beeee???

Cuma günü tamam yatıp yuvarlanıp dinleneceğim, aldığım yünler ile örgülerime başlayacağım derken. hoooop arkadaşlardan bir telefon akşam yemeği ve gezmesi için yollardayız. Gitmişken film gecesi yapalım diyoruz, koy bir dvdyi yok sarmadı çıkart öbürünü koy yok sarmadı öbürünü koy derken takılıyoruz birine. Tam film bitti muhabbet derken benim kuzu uyanıyor ve düşüyoruz yollara.

Her gittiği yerde kendi yatağını araması güzel ve iyi bir şey mi değil mi henüz çözemedim :)


Cumartesi günü nihayet 3 yıl sonunda yeniden spora başladım. Ardından uzatılmasını fırsat bilip Body Worlds'e gittik. İlginçti elbette beni etkileyen kısmı tüm gördüklerimin gerçek olduğunu düşünme kısmıydı. Bunun dışında tıp öğrencileri için harika bir sergi diye düşünüyorum boşa değil yani kardeşin bayılması :) Sergiye gidebilmek için 4 saati yolda geçirmiş olmamızın verdiği eziyeti hiç bahsetmeden konuyu kapatıyorum, hele birde yolda dökülen Mai'nin çorbası, kalan çorbanın kuzuya yetmemesi bunun için kıyameti kopartması :) Meyve ile oyalayıp kendimizi eve zor atışımız :)




Evde geçen zamanda da yeni dizi keşfettik onu izliyoruz sevgiliyle The Gates, sevdim seni :) Favorim bay ve bayan Radcliff. Son 1 bölüm kaldı elimizde bitmesin diye izlemeyi erteliyoruz şimdi :)))) Varmı güzel dizi önerileri olan???


Pazar oldu, güzel oldu... Uyandık şarkılar ve oyun çığlıkları eşliğinde, kahvaltımızı yaptık ve ben giyinip düştüm spor yoluna, hoca canıma okudu okudu bittim, hala ağrıyor her yerim ama bu akşamda gidiyorum kuzu kuzu kaçarı yokki!! Sık dişini Müge 2 ay sonra herşey istediğin ve alıştığın eski düzende ve görünümde olacak hihiiihihi :)))

Spordan sonra yine düş yollara git arkadaşlara bebekleri ile oynaş çayları için börekleri ye yorgunluktan perişan ol eve dön, söz verildiği üzere mantı yap sevgiliye (detayı bir sonra ki postta), ertesi güne hazırlan, otur birkaç bölüm dizi izle, olmadı izlerken koltukta uyuya kal, sonra Mai'nin bağırışıyla uyan yedir küçük hanımı ve doğru tumba yatak. Ya bu tatil ne çabuk geçiyor yaaa :((

Ya çok uykum var benim yaaaa çoooookkk.....

21 Ocak 2011 Cuma

Splenda İle İrmik Helvası

Diyetteyim! Hayatımın herhangi bir döneminde bunu söyleyeceğime söyleselerdi hayatta inanamazdım... Ama oldu, diyetteyim! 1 ay olmadı henüz sıkı tutuyorum bu kez kaçamaklar yok, bir yerden kaçıyorsa başka bir yerden kısıyorum, hep dengeli ilerliyorum. Birde yanına sporu koyabilirsem bu iş tamamdır diyebileceğim ve uyuz sezeryan göbeğinden kurtulabileceğim.

Diyetteyim deyince aman aman doğum kiloları kaldı zannedilmesin, diyetisyenimin söylemesine ve ölçümlerine göre boyuma göre hala zayıfmışım!!! Ama yoooo 46 kilonun üzerine çıkamamış bu insan için hala çok şişmanım :))))

Kontrollü beslenirken hem diyet hemde aslında kendim için yaptığıma inandığım en iyi şey şekeri hayatımdan çıkartmaya başlamış olmak oldu. Ben çayı, sütü vs vs vs çoook bol şekerli içerdim. Şimdi ise normal şeker kullanmıyorum ve onun yerine içerisinde aspartam ve sakarin bulunmayan Splenda'yı kullanmaya başladım.

Tablet olarak Splenda'yı kullanırken evde yapacağım tatlılarda da granül halini kullanmanın iyi olacağını düşündüm. Hem şeker ile aynı tada sahip olduğu için sevgilide rahat yiyebilir yapılan tatlıları diye düşündüm ve ilk denememi irmik helvası ile yapmaya karar verdim.

Ben postu hazırlarken süper şukela irmik helvam demleniyor, sevgili hadi koyda yiyelim diye bekleşmekte ve ben çıldırmak üzereyim bir an önce yemeliyim onu :) kriz böyle birşey galiba geldimi fena vuruyor insanın kafasına :)))

Uuuu çok uzatmışım, ben kıssadan splenda'lı tarifimi verip misss kokusuyla beni çağıran helvama doğru gidiyorum çizgi filmlerde koku bulutunu takip eden kediler gibi :))))

Yapacak olanlara afiyet olsun, herkese sevgiler....


Splenda'lı İrmik Helvası;
1 su bardağı irmik, 100 gr tereyağ ve 1 paket dolmalık fıstık iyice kavrulur. Kavrulmanın sonuna doğru ayrı bir tencerede 1,5 su bardağı su, yarım su bardağı süt ve 1,5 su bardağı Splenda granül kaynayana kadar karıştırılır. Kaynayan sıvı karışım kavrulmuş irmikli karışıma dökülür, karıştırılır. 6-7 dakika sonra ateşten alınır ve karıştırılarak demlenmeye bırakılır.

ister dondurmayla ister tarçın ile servis edilir. Benim tercihim metabolizmayı çalıştıracağı için tarçın, diyet sıkıntısı olmayan sevgilin ise tercihi tabii dondurma.... :))

hepinize kocaman mucuuuk
Tenceredeki görüntü demlenmeye bırakmaya hazırlandığım sırada çekildi. Kendimi kaybetmezsem son halini de çekip ekleyeceğim.

Splenda İle İrmik Helvası

Diyetteyim! Hayatımın herhangi bir döneminde bunu söyleyeceğime söyleselerdi hayatta inanamazdım... Ama oldu, diyetteyim! 1 ay olmadı henüz sıkı tutuyorum bu kez kaçamaklar yok, bir yerden kaçıyorsa başka bir yerden kısıyorum, hep dengeli ilerliyorum. Birde yanına sporu koyabilirsem bu iş tamamdır diyebileceğim ve uyuz sezeryan göbeğinden kurtulabileceğim.

Diyetteyim deyince aman aman doğum kiloları kaldı zannedilmesin, diyetisyenimin söylemesine ve ölçümlerine göre boyuma göre hala zayıfmışım!!! Ama yoooo 46 kilonun üzerine çıkamamış bu insan için hala çok şişmanım :))))

Kontrollü beslenirken hem diyet hemde aslında kendim için yaptığıma inandığım en iyi şey şekeri hayatımdan çıkartmaya başlamış olmak oldu. Ben çayı, sütü vs vs vs çoook bol şekerli içerdim. Şimdi ise normal şeker kullanmıyorum ve onun yerine içerisinde aspartam ve sakarin bulunmayan Splenda'yı kullanmaya başladım.

Tablet olarak Splenda'yı kullanırken evde yapacağım tatlılarda da granül halini kullanmanın iyi olacağını düşündüm. Hem şeker ile aynı tada sahip olduğu için sevgilide rahat yiyebilir yapılan tatlıları diye düşündüm ve ilk denememi irmik helvası ile yapmaya karar verdim.

Ben postu hazırlarken süper şukela irmik helvam demleniyor, sevgili hadi koyda yiyelim diye bekleşmekte ve ben çıldırmak üzereyim bir an önce yemeliyim onu :) kriz böyle birşey galiba geldimi fena vuruyor insanın kafasına :)))

Uuuu çok uzatmışım, ben kıssadan splenda'lı tarifimi verip misss kokusuyla beni çağıran helvama doğru gidiyorum çizgi filmlerde koku bulutunu takip eden kediler gibi :))))

Yapacak olanlara afiyet olsun, herkese sevgiler....


Splenda'lı İrmik Helvası;
1 su bardağı irmik, 100 gr tereyağ ve 1 paket dolmalık fıstık iyice kavrulur. Kavrulmanın sonuna doğru ayrı bir tencerede 1,5 su bardağı su, yarım su bardağı süt ve 1,5 su bardağı Splenda granül kaynayana kadar karıştırılır. Kaynayan sıvı karışım kavrulmuş irmikli karışıma dökülür, karıştırılır. 6-7 dakika sonra ateşten alınır ve karıştırılarak demlenmeye bırakılır.

ister dondurmayla ister tarçın ile servis edilir. Benim tercihim metabolizmayı çalıştıracağı için tarçın, diyet sıkıntısı olmayan sevgilin ise tercihi tabii dondurma.... :))

hepinize kocaman mucuuuk
Tenceredeki görüntü demlenmeye bırakmaya hazırlandığım sırada çekildi. Kendimi kaybetmezsem son halini de çekip ekleyeceğim.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Ilık Esinti...

Bu boğucu havada ne esintisi değil mi?
Balkondayız, taşındığımızdan beri halen tam olarak yerleşemediğimiz yeni evimizin balkonundayız. Şemsiyeler alındı armut koltuklar balkona atıldı. Diğer ev fransız balkonluydu da bu nedenle unutmuşum balkon keyfini. Oysa ki ne de güzelmiş meğerse...
Bu boğucu havada en güzeliymiş. Uzan armuta al notebooku kucağına, yanıbaşımda süt yapar denilen kayısı kompostom buz gibi, bir diğer yanda yine süt yapar denilen beyaz üzüm ve armutum :) bir ondan bir ondan şeklinde ağzım sürekli hareket halinde. Mai'm mışıl mışıl uykusunda, kulağımın biri onda. Sevgili karşımda, notebook kapaklarının hizasından birbirimizi kesiyoruz ohh ne iyi oldu bu balkon diyerekten bolca. Dışarıda sulanan bahçenin sesi, karşı sitenin bahçesinde oynayan çocukların sesi, sanki burnumuzun dibindeymişcesine gelen ağustos böceğinin sesi... Özlemişim balkon keyfini işte bu ev için "bu da iyi oldu" dediğim bir neden daha!

Tarihe not; Sıcakların bu kadar kendini hissettirmesi nedeniyle su içmeye başladık. ( 6 ağustos 2010)

Ilık Esinti...

Bu boğucu havada ne esintisi değil mi?
Balkondayız, taşındığımızdan beri halen tam olarak yerleşemediğimiz yeni evimizin balkonundayız. Şemsiyeler alındı armut koltuklar balkona atıldı. Diğer ev fransız balkonluydu da bu nedenle unutmuşum balkon keyfini. Oysa ki ne de güzelmiş meğerse...
Bu boğucu havada en güzeliymiş. Uzan armuta al notebooku kucağına, yanıbaşımda süt yapar denilen kayısı kompostom buz gibi, bir diğer yanda yine süt yapar denilen beyaz üzüm ve armutum :) bir ondan bir ondan şeklinde ağzım sürekli hareket halinde. Mai'm mışıl mışıl uykusunda, kulağımın biri onda. Sevgili karşımda, notebook kapaklarının hizasından birbirimizi kesiyoruz ohh ne iyi oldu bu balkon diyerekten bolca. Dışarıda sulanan bahçenin sesi, karşı sitenin bahçesinde oynayan çocukların sesi, sanki burnumuzun dibindeymişcesine gelen ağustos böceğinin sesi... Özlemişim balkon keyfini işte bu ev için "bu da iyi oldu" dediğim bir neden daha!

Tarihe not; Sıcakların bu kadar kendini hissettirmesi nedeniyle su içmeye başladık. ( 6 ağustos 2010)

29 Temmuz 2010 Perşembe

Davetiyeler!

Hala üyelik yapmamış olanlar varsa buyursun bakalım....

http://www.trendyol.com/davet/maydemir_1122289

http://www.markafoni.com/i/muge_aydemir_1/

Limango için de davetiye isteyen olursa yorum yazsın onun için ayrıca davetiye yollarım...

Davetiyeler!

Hala üyelik yapmamış olanlar varsa buyursun bakalım....

http://www.trendyol.com/davet/maydemir_1122289

http://www.markafoni.com/i/muge_aydemir_1/

Limango için de davetiye isteyen olursa yorum yazsın onun için ayrıca davetiye yollarım...

11 Ocak 2010 Pazartesi

En Sonunda Avatar...


Geçen hafta havuz günlerimden birisini çaldık ve kocayla nihayet yer bulduğumuz Avatar'a gittik. Na'vilerin temizliği, saflığı, ikranlar ve tabii toruk macto'nun etkisine girmemek mümkün değildi benim bünyede :) Birde insanların aslında ne kadar zalimleşebildiğini birkez daha aklıma soktu film. Görsellik dışında aslına bakarsanız çok da abartılacak bir film değildi bence. Evet konu vasat, klişe, bla bla bla ama keyifle izlettiriyor kendisini.
3 boyutlu izlememiş olsam tabii bir anlamı olmayacaktı. 3 boyutlu film izlemek hakikaten keyifli birşey, zırt pırt gözümden düşecek diye huylanıp ittirdiğim gözlükler dışında :) Gözlüklerimden kurtulalı 2 yıl oldu, bu kadar zaman sonra onları takınca bir tuhaf oldum, burnumun üzerinden işaret parmağımla gözlüğü itip durdum tamamen istemdışı olarak :)

Demem odur ki halen benim gibi izlemeyen kaldıysa 3 boyutlu sinemalardan birisinden yer bulsun ve kapsın sevdiceğini yada yanında sevdiği başka bir çiçeği, böceği gitsin sinemaya, izlemedim demesin. Gitmek, görmek lazım tabii. :)
Bu arada gelecek filmler içerisinde gösterdiği 3 boyutlu çizgi animasyon ve Tim Burton'ın Alice Harikalar Diyarında filmini de 4 değil 14 gözle bekliyorum bakalım.

En Sonunda Avatar...


Geçen hafta havuz günlerimden birisini çaldık ve kocayla nihayet yer bulduğumuz Avatar'a gittik. Na'vilerin temizliği, saflığı, ikranlar ve tabii toruk macto'nun etkisine girmemek mümkün değildi benim bünyede :) Birde insanların aslında ne kadar zalimleşebildiğini birkez daha aklıma soktu film. Görsellik dışında aslına bakarsanız çok da abartılacak bir film değildi bence. Evet konu vasat, klişe, bla bla bla ama keyifle izlettiriyor kendisini.
3 boyutlu izlememiş olsam tabii bir anlamı olmayacaktı. 3 boyutlu film izlemek hakikaten keyifli birşey, zırt pırt gözümden düşecek diye huylanıp ittirdiğim gözlükler dışında :) Gözlüklerimden kurtulalı 2 yıl oldu, bu kadar zaman sonra onları takınca bir tuhaf oldum, burnumun üzerinden işaret parmağımla gözlüğü itip durdum tamamen istemdışı olarak :)

Demem odur ki halen benim gibi izlemeyen kaldıysa 3 boyutlu sinemalardan birisinden yer bulsun ve kapsın sevdiceğini yada yanında sevdiği başka bir çiçeği, böceği gitsin sinemaya, izlemedim demesin. Gitmek, görmek lazım tabii. :)
Bu arada gelecek filmler içerisinde gösterdiği 3 boyutlu çizgi animasyon ve Tim Burton'ın Alice Harikalar Diyarında filmini de 4 değil 14 gözle bekliyorum bakalım.

18 Aralık 2009 Cuma

Düşünüyorum... Ne Kadar Sevmiş Olabilirim?...

Sevdiğin sanatçı kim deseler tek bir ismim vardır benim, düşünmem taşınmam bellidir ve hiç demişmemiştir. Şebnem Ferah...
Yeni albümü çıktı 16 Aralık'ta "Benim Adım Orman". Dinlemeye başladım, kaynaşıyoruz albümle. :) Objektif olmam zor tabi onu bu kadar çok beğendiğim için belki ama yine olmuş yine yapmış diyorum. Bu kadar uzun aradan sonra iyi geldi.
Can Kırıkları albümü kadar bağırtmıyor, kanırtmayıp, derinden sarsmıyor belki ama yine bir yerlerden yakalayıp sarıyor. Daha yumuşak, daha sakin geldi bana ama iyi geldi :):):) Şimdi yaz gelsin konserler başlasında canlı canlı da dinleyelim artık...

Şurada da zamanın bücürük rockcısı Egoş'la konser dvdsini seyrediyoruz... Partnerimi de yetiştiriyorum :)

Düşünüyorum ne kadar sevmiş olabilirim
Düşünüyorum sen ben gece ve bir yol
Başka bir şey yok elimde, hafızamda
Düşünüyorum ne kadar yer etmiş olabilir?...




Düşünüyorum... Ne Kadar Sevmiş Olabilirim?...

Sevdiğin sanatçı kim deseler tek bir ismim vardır benim, düşünmem taşınmam bellidir ve hiç demişmemiştir. Şebnem Ferah...
Yeni albümü çıktı 16 Aralık'ta "Benim Adım Orman". Dinlemeye başladım, kaynaşıyoruz albümle. :) Objektif olmam zor tabi onu bu kadar çok beğendiğim için belki ama yine olmuş yine yapmış diyorum. Bu kadar uzun aradan sonra iyi geldi.
Can Kırıkları albümü kadar bağırtmıyor, kanırtmayıp, derinden sarsmıyor belki ama yine bir yerlerden yakalayıp sarıyor. Daha yumuşak, daha sakin geldi bana ama iyi geldi :):):) Şimdi yaz gelsin konserler başlasında canlı canlı da dinleyelim artık...

Şurada da zamanın bücürük rockcısı Egoş'la konser dvdsini seyrediyoruz... Partnerimi de yetiştiriyorum :)

Düşünüyorum ne kadar sevmiş olabilirim
Düşünüyorum sen ben gece ve bir yol
Başka bir şey yok elimde, hafızamda
Düşünüyorum ne kadar yer etmiş olabilir?...




4 Aralık 2009 Cuma

Nedensiz mi?


Son 4 aydır hiç olmadığı kadar heyecanlıyım....
Tarifsiz...
Sebepsiz...
Ama çoook güzel...
Kalbim hızla atıyor, acaip bir sevinç içindeyim...

Güzel şeylere gebe olsun bugün...


Nedensiz mi?


Son 4 aydır hiç olmadığı kadar heyecanlıyım....
Tarifsiz...
Sebepsiz...
Ama çoook güzel...
Kalbim hızla atıyor, acaip bir sevinç içindeyim...

Güzel şeylere gebe olsun bugün...


BU BLOGDAKİ YAZI VE FOTOĞRAFLARIN HER HAKKI SAKLIDIR. İZİNSİZ KULLANIMLAR HAKKINDA HER TÜRLÜ YASAL TAKİBATA GEÇİLECEKTİR.
 
Elma Çekirdeklerim - Blogger Templates, - by Templates para novo blogger Displayed on lasik Singapore eye clinic.